9 Şubat 2010 Salı

NOTD: China Glaze Flyin' High + Konad

Haftasonu sanki yeteri kadar yağmamış gibi bugün yine kar yağacak deniliyor. Geçen sefer en canlı ojelerimden birini seçmiş, kara meydan okumuştum ama bu sefer boyun eğmeye karar verdim. Dünkü turkuaz renkli manikürümün üstüne konad yardımı ile kar taneleri serpiştirdim.


Konad, üstünde çeşitli çizimler olan tabakalardan kopyaladığımız resimleri tırnağa damgalamak için kullanılan kitin adı. Alışmak biraz zaman alıyor, ama tırnakları süslemede önümüze inanılmaz seçenekler sunduğu için ben çok seviyorum.


Sanki açık mavi zeminin üstünde daha güzel dururdu kar taneleri. Onu da denemek lazım.

8 Şubat 2010 Pazartesi

NOTD: China Glaze Flyin' High

En şirin okurumdan gelen istek üzerine China Glaze’in Up&Away koleksiyonunu kullanmaya Flyin’ High adlı turkuaz krem oje ile başladım. Aslında önceden gördüğüm promosyon resimlerine dayanarak daha mavi bir oje bekliyordum, ama tırnaklarımın resmini çekmeye çalışmamla bunun nedenini öğrendim: Aynı mor gibi, turkuaz renk de fotoğrafta mavi çıkıyormuş. İşte, üstünde bir kat koruyucu Poshe olan Flyin’ High:


Genelde tüm China Glaze kremlerinde olduğu gibi sürüşü muhteşemdi, tek kat yetti. Ayrıca böyle değişik bir rengi tırnaklarımda gören insanlardan bugün bir sürü iltifat aldım.


Kışın Türkiye’den bu rengin aynısından bir de hırka almıştım, bugün onu da giydim. Çok güzel oldu, çok.

7 Şubat 2010 Pazar

Soyulan, Çatlayan ya da Kırılan Tırnaklar için: Orly Nail Rescue

Sol başparmağımın tırnağı kenarından soyuldu, hem de baya büyük bir şekilde. Normalde böyle zamanlarda bütün tırnaklarımı kısaltırım ama bu sefer yeni aldığım bir ürünü denemek istedim. Adı Orly Nail Rescue. Kit üç parçadan oluşuyor; bir adet yapıştırıcı, bir adet onarıcı pudra ve küçük bir törpü.


Öncelikle çıplak tırnağımıza kendi fırçasıyla yapıştırıcıyı sürüyoruz. Kutunun üstünde tüm tırnağa sürün diyor ama ben sadece soyulan kısma sürdüm. Ardından hemen parmağımızı pudraya daldırıyoruz. Uzun süre içinde tutmaya gerek yok. Sonra tırnak üstünde kalan fazla pudralardan kurtuluyoruz. Ben bunu tırnağımı pudra kutusunun kenarına vurarak, üstüne üfleyerek ve parmağımla silerek yaptım. Son olarak törpü ile üst yüzeyi pürüzsüzleştiriyoruz. Tırnakların üstünü törpülemeye genel anlamda karşı olduğum için ben bu son kısmı atladım.

Bu işlemin amacı tırnağın soyulan ya da çatlayan kısımlarının üstünde bir tabaka oluşturarak tırnağı kurtarmak. Bakın, bu işlemlerden sonra üstüne parlatıcı sürdüğüm tırnağım:


Dikkatlice bakarsanız üstüne yama yapılmış kısmın sağ üst köşe olduğunu görürsünüz. Hiç fena değil, di mi? Yalnız kullanılan pudra asetonda eridiği için ojeleri çıkartmak için asetonsuz bir alternatif kullanmak gerek. Merak edenler bu ürünü Transdesign'da 5 dolara bulabilirler.

6 Şubat 2010 Cumartesi

NOTD: Flormar 377 + Pure Ice Dreamy

Kar hala devam ediyor. Dünkü manikürümün yeteri kadar parlak olduğunu sanmıştım ama bu kadar beyazın içinde onu daha nasıl göz alıcı hale getirebilirim diye düşündüm. Sonuçta üstüne Pure Ice’in Dreamy adlı ojesinden bir kat sürdüm. Bu pembe oje, rengarenk simlere sahip.


Pure Ice, Amerika’da sadece Walmart’ta satılan bir marka. Fiyatı yalnızca 2 dolar, ama çok da gerekli bir oje markası değil. Formülü çok sulu olduğu için ben genelde sadece simli ojelerinde alıyorum.


Kar gece yarısı bitecek diyorlar, hadi bakalım.

5 Şubat 2010 Cuma

NOTD: Flormar 377

Amerika’nin doğu kıyısını kar vurmuş durumda. Bugün ve yarın için toplam 70 cmlik bir tahminden söz ediliyor. Okullar tatil edildi, süpermarketler talan edildi ve şu anda herkes büyük ihtimalle sıcak çukulatalarını yudumlayıp yağan karı seyrediyor.

Karı herkes gibi ben de severim ama bu kadar sık ve bu kadar çok yağınca sıkıldım biraz. O yüzden bugün tırnaklarımı canlı, mutlu bir renge boyamak istedim. Tabi bunun için önce Na’vi tırnaklarımdan kurtulmam gerekiyordu. Bu çatlayan ojeyi çıkarmak, abartmıyorum, yarım saatimi aldı. Simli oje çıkartmaktan bile daha zormuş yani. Bugün için seçtiğim Flormar 377, nar çiçeği renginde jelimsi bir oje. İki katın üstüne çabuk kurusun diye bir kat da Poshe sürdüm.


Bu ojeyle ilgili tek sorunum, VNL (visible nail line) yapması. Yani, tırnakların etin üstünde kalan pembe kısımları ile uzamış beyaz kısımlarının arasında kalan enine çizginin gözükmesinden bahsediyorum. Eminim bir sürü insan için bu sorun bile değildir, ama ben tırnaklarımı boyadım mı ojenin opak durmasını istiyorum.


Jelatin ojeler tırnakta jelibon gibi dursa da hepsi VNL yapıyor.

4 Şubat 2010 Perşembe

2010 Bahar Koleksiyonları

Ünlü oje markalarının 2010 bahar koleksiyonları teker teker görücüye çıkarken bu yılın trendi de şekillendi sayılır: Pastel renkler. Geçen yılın mat ve nane yeşili modalarından sonra romantizme geri dönüyoruz anlaşılan.

Essie, The Art of Spring adını verdiği bahar koleksiyonunda çeşitli sanat akımlarından esinlenmiş. Lilacism, Van D'Go ve Tart Deco (benim favorim) gibi eğlenceli isimler bulmuşlar. Koleksiyona sonradan eklenmiş gibi duran kırmızı dışında tüm ojeler soluk renkli. Bu ojeler şubat ortası gibi satışa sunuluyor.


Orly, Sweet koleksiyonunda, adından da anlaşılacağı gibi, şekerlemelere gönderme yapmış ve Gumdrop, Cotton Candy, Lollipop gibi isimler koymuş. Ayrıca hediye olarak, setteki her oje renklerine uyumlu ufak birer dudak parlatıcıları ile birlikte geliyor. Koleksiyonun piyasaya çıkış tarihi nisan 2010.


İlgiliz markası Illamasqua, pastel trendine şubat sonunda katılıyor. Bu bahar koleksiyonun bir adı yok, Spring 2010 diye geçiyor.


China Glaze ise 2009 kışında yaptığı promosyonları çok tutulan Up&Away adlı koleksiyonunu yeni piyasaya sürdü.




Aralık’ta internette yayılan resimleri gördüğümden beri ben bu ojelerin satışa çıkacağı günü iple çektim. Biraz abartmışsındır diyebilirsiniz, ama tam 8 tanesini aldım. Bakın:


Koyu sarı, mercan kırmızısı ve açık leylak rengi benim ten rengimde kötü dururdu; pembeyi almayışımın sebebi ise zaten yeterince o renkte ojeye sahip oluşum. Geri kalan bütün renkleri çok sevdim ama. Denemeye hangisinden başlasam bilemiyorum, sizden bir istek olursa ilk onu sürerim. Yalnız sağ baştaki ojenin rengi değişik çıkmış resimde, o aslında Four Leaf Clover, yeşil olan.

3 Şubat 2010 Çarşamba

Cherryculture'da İndirim

Cherryculture’da sevgililer günü indirimi var. 3-8 şubat’ta JT4V koduyla tüm siparişlerinizde %20 indirimden faydalanabilirsiniz. Daha önce bahsettiğim gibi Sinful Colors burda satılıyor; ayrıca LA Girl, NYX gibi markaları da bulabilirsiniz. Benim ne zamandır LASplash ojelerde gözüm vardı, belki ben de onları alırım.

NOTD: Krackpolish Blue + Diamond Oh, Tiff!

Dün Oscar adayları açıklandı, duymuşsunuzdur. En iyi film adaylarından biri, beklendiği üzere, Avatar’dı. Ben de dün gece manikürümü bu filmden esinlenerek yaptım. Önce Na’vi kızımıza bir bakalım:


Bu da benim manikür:


Önce Diamond Cosmetics’in 2009 yaz koleksiyonundan Oh, Tiff! adlı ojeyi iki kat sürdüm; kurumasını beklemeden bu sefer Krackpolish’in Blue ojesiyle tırnaklarımı boyadım. Bu ojenin özelliği, sürüldükten sonra çatlaması ve altında kalan ojeyi açığa çıkarması. Bu benim ilk denememdi, yaparken çok eğlendim. Özellikle ojenin yavaş yavaş çatlamasını izlemek zevkliydi. İkinci resmi güneşte çektim, böylece çatlayan ojenin dokusunu daha rahat görebilirsiniz. Yalnız keşke işaret ve orta parmaklarım bu kadar simetrik çatlamasalardı, daha kaotik olsalardı.


Bu da daha önce hiç görmediğiniz baş parmağımın hali:


Son olarak, bu sene Oscar’ı Sandra Bullock ve Kathryn Bigelow’a vermezlerse çok üzülürüm.

2 Şubat 2010 Salı

NOTD: Color Club Wild at Heart + Çıkartmalar

Bugün içimden çok fazla tırnaklarıma dokunmak gelmedi. Ne yapsam diye ojelerimi koyduğum kutuları karıştırken yıllar önce Avon’dan aldığım tırnak çıkartmalarını buldum.


Mor olanlar tırnaklarımdaki Wild at Heart ile uyumlu gözüktü, ben de bir kaç tane yapıştırdım.


Üstlerine bir kat şeffaf cila çekmem gerekirmiş sanırım, çünkü biraz önce yüzümü çizdim.
 
 
Bugün uzun bir aradan sonra Lost başlıyor. Entertainment Weekly dergisine göre bu sezon bol bol Jake-Kate-Sawyer aşk üçgenine odaklanacakmışız; ama onun yerine ben daha çok Locke, Ben ve Desmond görmek istiyorum.

1 Şubat 2010 Pazartesi

NOTD: Color Club Wild at Heart

Bugün size Color Club’ın 2009 sonbaharında çıkardığı Wild At Heart koleksiyonuna adını veren harika bir ojeyi göstermek istedim. Yalnız yaklaşık iki saattir ona uğraşıyorum. Mor rengin resmini çekmek ne kadar zormuş, sürekli maviye dönüyor renk. Ayarlarla oynadım, değişik arkaplanlar denedim, ofis arkadaşımın benimkinden daha iyi olan makinasını kullandım; sonuç hep aynı. Bu işi bilen birinin önerdiği “flaşa 45 derecelik açı ile folyo koy, ordan yansıyan ışığı beyaz bir yüzeye gönder” gibi bilimsel bir yaklaşım da başarısızlıkla sonuçlanınca soluğu photoshop’ta aldım. Daha önce hiç denememiştim, ama maviyi mora çeviren ayarları bulmak kolay oldu. İşte Wild at Heart:


Normalde biraz daha canlı bir renk ama ancak bu kadar oynayabildim. Bu ojenin özelliği holografik olması, yani ışığın vuruş açısına göre içindeki parçacıklar değişik renklerde yansıma yapıyor. Bence bu özelliğe prizmatik desek daha doğru olur gibi ama yaygın olarak kullanılan isim bu olunca ben de bundan sonra holografik diyeceğim. En güzel güneşin altında belli oluyor bu durum, ama siz flaşla çekilmiş şu resimle idare edin:


Color Club’ın her zamanki koyu ve pigmentli formülü sayesinde tek kat sürmek yetti. Holografik ojeler diğerlerine göre daha çabuk kuruduğu için üstüne koruyucu bir oje de sürmedim.


Transdesign, şubat ortası gibi Color Club marka ojeler de satmaya başlayacak, ordan satın alabilirsiniz.

31 Ocak 2010 Pazar

Yapay Taşların Son Durumu

Dün kalabalık bir arkadaş grubuyla yemekteydim. Tırnaklarımdaki taşların kızların ilgisini çekeceğini biliyordum, ama erkekler farketmezler sanmıştım. Yanılmışım, asıl iltifatlar onlardan geldi.

Akşam evden çıkmadan işaret, orta ve yüzük parmaklarımdan birer tane taş düşmüştü. Gecenin ilerleyen saatlerinde orta parmağımdan bir tane daha kayboldu. Bir dahaki sefere taşları yerleştirdikten sonra bir kat cila da üstlerine çekerim, belki o zaman hiç taş kaybetmem.

30 Ocak 2010 Cumartesi

NOTD: China Glaze Awaken + Taşlar

İki hafta önce Ebay’den tırnakları süslemede kullanmak üzere 3 milimetrelik 100 tane yapay pırlanta aldım. Hong Kong’dan posta ücreti de dahil sadece 1 dolardı. İki gün önce geldi, taşları ufak plastik bir poşetin içine koyup mektupla yollamışlar. İşin tuhaf yanı, posta pulunun üstünde $3 yazıyor, zarar etmiyor mu bu adamlar?


Taşların yapışması için önce dünkü manikürümün üstüne saydam bir oje sürdüm. Bunun için elimin altında Flormar 301 vardı. Sonra taşları teker teker cımbız yardımıyla tırnağın üstüne yerleştirdim. Saydam oje kuruyunca taşlar yerinden oynamıyor. Yalnız giyinirken falan dikkat edin, hem taşlar yerinden kopabilir hem de elbisenize takılabilir.


Bu benim hayatımda ilk defa yapay taşlarla haşır neşir oluşum. Gördüğünüz üzere biraz deneysel çalıştım:


Yarın taşların son durumu hakkında bilgi veririm.
Kendinize iyi bakın,
Öykü